18 May 2012

1 Mayıs 1977’den 1 Mayıs 2012’ye doğru mevzilenme


1 Mayıs 1977 tertibi, tarihi önemdedir.
1 Mayıs 1977’nin açtığı kapı
CIA’nın Türkiye’yi istikrarsızlaştırma operasyonu eylemli olarak o gün başlamıştır.
1 Mayıs 1977, 12 Eylül darbesine giden sürecin başıdır.
12 Eylül 1980 Amerikancı darbesi ise, bugünkü Gladyo-Mafya-Tarikat rejiminin kurucusudur.
1 Mayıs 1977 katliamıyla başlatılan süreç, AKP’yi iktidara getirmiştir.
ABD’nin istikrarsızlaştırma operasyonu “CIA’nın oğlanları” marifetiyle yürütülmüştür. BOP Eşbaşkanlığının inşası süreci oradan başlar.
Süreci doğru anlamak
12 Eylül’ün programı bellidir: Dünya ekonomisiyle bütünleşme millî devletin tasfiyesi, özetle Kemalist Devrimin yıkılması.
Sol, bu süreci iyi tahlil etmelidir. Yalnız “sol” değil, millî olan bütün kuvvetler!
Türkiye’de “sol” kavramı yanlış kullanılıyor. Aslında emperyalizm çağında Ezilen Dünyada millî olan bütün güçler, yenileşmenin güçleridir ve bu doğru tarife göre soldur. Ancak bu tartışmaya gerek yok. Çünkü toplumda kavramlar başka yerlere oturtulmuş.
Solun geniş kesimlerinin yanlışı, 1980’den bu yana toplumsal mücadelenin millî devlet ve Kemalist Devrim mevzisinde olduğunu anlayamamış olmasıdır. Yalçın Küçük, “Bugün Kemalist Devrim’in gerisine düştük” derken, tarihsel gerçeğe parmak basıyor.
1980’den beri toplumsal mücadele mevzileri
Toplumsal mücadelenin veya sınıf mücadelesinin mevzisini siz keyfinize göre belirleyemezsiniz. Güçler, tarihsel olarak verili koşullara göre mevzilenir.
Örneğin Türkiye’de bir özelleştirme programı uygulanıyorsa, sınıf mücadelesi KİT’leri koruma mevzisindedir. (İşçi Partisi dışındaki sol, o mevziye “devlet kapitalizmi” diye dudak büküyordu.)
Paranın giriş çıkışına kontrol kaldırılıyorsa, sınıf mücadelesi, Türk Lirası mevzisindedir.
Kapılar, kirli ve kara paraya açıldıysa, sıcak para diktasıyla savaş gündemdedir.
Tarıma destekler kaldırılıyorsa, köylünün sınıf mücadelesi bu kazanımı savunma mevzisindedir.
Avrupa Gümrük Birliği’ne girmek adı altında gümrükler kaldırılıyorsa, yerli üretici o mevzide mücadele edecektir, ediyor.
Sosyal güvenlik sistemi ve sendikalar tasfiye ediliyorsa, emekçiler o mevzide ayağa kalkarlar, kalkıyorlar.
ABD emperyalizmi Kemalist Devrimi tasfiye ve Türkiye’yi bölme amacıyla yurtsever güçlere ve Türk Ordusuna karşı bir sindirme operasyonu yürütüyorsa, sınıf mücadelesinin siyasal direnme mevzisi Ergenekon ve Balyoz’dur. (Başka deyişle: Filler tepişmiyor! Sen savaşı seyrediyorsun! Savaşın dışındasın.)
Washington yönetimi, Irak’ı böldüğü 1991 yılından bu yana Türkiye’yi bölme sürecini eylemli olarak başlattıysa, devrim mücadelesi, bölünmeye ve bölücülüğe karşıdır.
Sınıf mücadelesi millî mevzide
Toplumsal mücadelenin başlıca cepheleri bunlardır ve toplam olarak özetlenirse, sınıf mücadelesi, millî mevzidedir; emperyalizme ve işbirlikçilerine karşıdır.
Sen millî mevzide değilsen, sana kimse dokunmaz, dokunmamaktadır. Lafazanlık etmen için özgürlükler senindir; hapishaneler ise vatanseverler için yapılmaktadır.
Aslında 1980 öncesinde de böyleydi. Stratejik dönem değişmedi. O nedenle Hikmet Kıvılcımlı, M. Ali Aybar, Mihri Belli, bütün sosyalist önderler, o zaman “İkinci Kurtuluş Savaşı veriyoruz” dediler; “27 Mayıs Anayasasını hayata geçirmeyi amaçlıyoruz” diye tanımladılar yürütülen mücadeleyi. “Herkese iş, köylüye toprak” dediler. TİP’in sloganı buydu. Önümüzdeki aşama böyle özetlendi. Şefik Hüsnülerden gelen TKP’nin geleneği, hayatın içinden çıkmıştı.
Bu doğru mevzilenme, 1980’den sonra daha da doğru oldu.
Çünkü emperyalizm, millî devleti tasfiye saldırısına geçmişti.
1 Mayıs 1977 tertibiyle girilen yolun sonunda geldiğimiz durum budur.
“Komünizm” lafazanlığına özgürlük
Millî mücadeleye hapishane!
Eğer sen, maddi süreçlere göre mevzilenmez, fakat kafandaki sanal mevzilenmeyi dayatmaya kalkarsan, “komünizm” ve “sınıf mücadelesi” gevezelikleri yapabilirsin, hû çekebilirsin, ama kesinlikle büyük güçler toplayamazsın. Yaptığın iş de “çocukluk hastalığı” olur.
Sol millî devrim mevzisine girecek, giriyor
Bu durum kesinlikle aşılacaktır.
Türkiye Solu, aslında dünyada en yoğun tecrübe birikimi olan hareketler arasındadır.
En önemlisi, Kemalist Devrimi yıkanlar ve Türkiye’yi bölenler, devrimi dayatıyorlar.
Devrim, 20. yüzyılın bütün devrimleri gibi bugün vatan mevzisindedir ve Türkiye’nin sol birikimi bu mevziiye girecektir; girmeye başlamıştır.

Son Güncelleme: Salı, 15 Mayıs 2012 22:22

Hiç yorum yok: