4 May 2012

‘Hoca Vehbiler’ Tükenmez!


Cumhuriyet 04.05.2012
Gerçekten de öyledir; Hoca Vehbi Efendiler yüz yıldan bu yana hiç tükenmediler, yok olmadılar; çünkü yeniden ürüyorlar, üstelik bir öncekini aratırcasına.

Hoca oluşları, genellikle,medresede ders veren müderris-bir bakıma günümüzün üniversite hocaları gibi görülmüş- olmalarındandı.
“92” yıl önce açılan Büyük Millet Meclisinde yer alan bu tür hoca efendiler”; ya seçim bölgelerinden seçilip gelmişlerdi ya da İstanbuldakiOsmanlı Mebusan Meclisinden gelenlerdi.
Bu ikincilerin, çoğunlukla, döneminemperyalist gücü” olan İngiltere ile bir bağlamda -az veya çok- ilişkileri olduğu bilinen bir gerçektir; bu durumları Cumhuriyet tarihimizde belgeleriyle yer alır.
Dolaysiyle 1923 Devrimini oluşturan aşamaların, dönüm noktalarının bayramlaştırılarak halk” tarafından gösterilerle sokaklarda, meydanlarda coşkulu kalabalıklarla kutlanmasının gereği olmadığını ileri sürmüşlerdir hep.
İlk Meclisin Hoca Vehbi Efendisi de, İstanbuldan gelenlerdendir. Kendisinin İngilizler tarafındanAnkaraya treni mahsusa” ile gönderildiği konusu, zaman zaman Mecliste tartışmalara neden olur.
Nitekim, BMMnin 1. yılını doldurduğu 23 Nisan 1921” günkü toplantısında yine böyle bir tartışma yaşanacaktır; çünkü bu oturumun gündeminde, halkın devamlı olarak anımsayıp kutlaması için, 23 Nisangününün bayram” olmasını isteyenyasa önerisi” vardır.
Oturum açıldığında ilk konuşan, Konya Milletvekili Hoca Vehbi Efendiolur. Ona göre: Böyle bayramlar milletin kalbinden doğar. Bunu dışarıya vuran gösteriler, toplantılar yapmakla bayram olmaz. Bu tür coşkulu gösteriler geçicidir. (...) Milletin manevi gücünü yükseltmek istiyorsak, onun dini inancını yükseltmenin çaresine bakalım. (...) Bayramlar ve gösteriler hiçbir şey yapmaz! Rica ederim, böyle birkanuna ne ihtiyaç vardır?” (23 Nisan 1337; 24. İçtima)
Kuşkusuz Meclis karışır. Eğer sizin fikrinizi bu millet taşımış olsaydı, bu Meclis toplanamazdı!” yanıtıyla başlayan tepkiler, Sizi buraya gönderen İngilizlerdi. Siz buraya kendiliğinizden gelmediniz! gibi konuşmalara uzanan tartışmalardan, görüşmelerden sonra oylamaya geçilir ve yasa alkışlarla kabul edilir.
Yasa”, iki maddeliktir; birinci maddeye göre 23 Nisan” artıkulusal bayramdır. İkinci maddeye göre de yasayı uygulamaBüyük Millet Meclisinin görevidir.
“91” yıl önce, ulusal” bir bayramolacağını düşünmek bir medrese müderrisi”, bir hoca efendi” için zordu; hele bu bayramı halkın coşkuyla katılacağı gösterilerle, toplantılarla kutlamasını kabullenmek belki daha da zordu.
Oysa Ulusal Bayramın anlamı buydu; “1921”in Meclisi (BMM) işte bu zoru yenmişti.
O gün dersini alan Hoca Vehbi Efendi, “91” yıl sonra bu Mecliste (TBMM); kendisi gibi medrese kafalı” kimi müderris Prof.ların yer alacağını sanırım düşünemezdi.
Ayrıca, İngilterenin emperyalizmin liderliğini artık ABDye kaptırdığını anlardı da; İngilizlerin oyuncağı olan Halife Sultanın ve Hükümetinin yerini, bugün ABDnin kucağına oturan bir iktidarın aldığını anlamakta da zorlanırdı; hele bu iktidarın başının, Başbakanın, ABDtarafından tepe tepekullanılmasının yalvar yakar istenmesine o bile dayanamazdı diye düşünmekten de insan kendini alamıyor.
Çünkü “91” yıl önceki o Meclis oturumunda; emperyalizmin başta İngiltere olmak üzere emperyalist güçlerin ağır bir biçemle (üslup) eleştirilmesi, kınanması karşısında;Hoca Vehbi Efendi söylediklerine sanki pişman olmuş gibi susmuş; oturumun sonuna dek bir daha konuşmamıştı.
Ama yine de “91” yıl sonra; bir müderris meslektaşının yani birProf.un, kendisi gibi bir milletvekili, üstelik de hükümetin bir üyesi olarak, Ulusal Bayramlarınhalksız” kutlanması için ortaya atılmasına için için” sevindiği söylenebilir.
Üstelik Hoca Vehbi Efendinin sevinci bu kadarla da sınırlı kalmıyacakdı; kendisinin bu tür bayramlarda, milletin dini inancını yükseltme” isteği de dört dörtlük olarak yerine getirildi.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Haftası;Kutlu Doğum Haftası olarak kutlandı; bundan sonra da hep böyle kutlanacak.
İlköğretim öğrencileri arasında; Kuran, Fethullah Hoca EfendininSonsuz Nur” (Risalei Nur) kitabını okuma yarışları yapıldı; kazanan “9-10” yaşında çocuklar ArabistanaUmreye götürülüyor; böylece yeniDindar Gençlikin tohumları atılıyor.
Bundan böyle, ilköğretim çocuklarınaArapça öğretilip, yıl boyunca Kuran okutulacak, bir tür çocuk hafızlar yetiştirilecek völer...
Bu kadarını ne Hoca Vehbi Efendi ne de İskilipli Atıf Hoca yapabilirdi.
Sağ olsaydılar elleriyle tahtırevanyapıp bu müderris Prof.u taşıyarak,Hacca götürüp getirirlerdi...
Gençliği Hikmetyar Efendinin diz dibi” eğitimiyle yoğrulmuş birBaşbakandan ve Cumhuriyetinlaiklik gibi temel ilkelerinin dahaMüslüman bir yapıya devretmesigerektiğine kendini adamış -dolaysiyle- müderris bir Prof. Bakandan, başka ne beklenebilir ki...
Buna karşın, Atatürkün “Laik Cumhuriyeti emanet ettiğiGENÇLER”, bayramlarını19 Mayıs” günü, Atatürkün istediği gibi kutlayacaklardır; bizlerin de katkısıyla.

Hiç yorum yok: