4 May 2012

Paratestan tapınaklar


Mescit, ibadet, ritüel konularında yaygara kopatanlara binaen eski bir makalemi sizinle yeniden paylaşma ihtica duydum. İşte, 2 Mart 2011 tarihli yazım:
Başını yastığa koyduğunda uyuyamayanlaradır sözüm
(KIYÂMET suresi 14. ayet) Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Olayların arka planında cereyan eden hakikatler, çoğumuzun ilgi alanına girmez. Yeryüzündeki o eşsiz devinim, mutlak anlamda iç içe geçmiş gerçeklerin dışavurumundan ibarettir...
Tıpkı o imamın dediği gibi, nafile namazın sevabı çok büyüktür. Ama ben bir namaz biliyorum ki; o namazın abdestli ancak ‘’kan’’ ile alınır...
İki rekat namaz da Allah’a götürmeye kafi’dir, yeterki abdesti kişinin kanı ile alınsın.. (Hallac)
Bu namaz nasıl kılınır bilir misiniz?
Sırasıyla gideyim;
Tüm dünyevi pisliklerden arınıp, Allah dışındaki her güç unsuruna ihtiyaçsızlaşır ve arınırsınız. O ki, temizlenip arınsın diye malını verir. (LEYL suresi 18. ayet).
Yüzünüzü Mescid’i Haram’a, yani kimsenin kimseden üstün olmadığı, ihram dışında bir giysi giyilmeyen, altın takılmayan, güven ve adalet toplumuna dönersiniz.
Bu dönüşünüzün hedefiniz/kıbleniz olduğunu ilan ederek işe başlarsınız;
Hedefinize, yani o sınıfsız topluma ulaşmak için, kapitalizme savaş açarsınız, yani “KIYAM” edersiniz...
Bu savaşta, egonuzu törpülemek ve idealinize ulaşmak için, mallarınızı dağıtırsınız yani “RÜKU” edersiniz. (Rüku : Zenginin fakirleşmesi, bkz. Lisan’ül Arab Rakea mad.)
Ve hedef edindiğiniz sınıfsız toplumu inşa eden ilke ve prensiplere, yani Allah’ın isim ve sıfatlarına itaat/”SECDE” edersiniz. (Adalet, derin bakış, nitelikli algılama...vs.)
Ve inşa ettiğiniz o yeni medeniyetin adı, selam ve esenlik yurdudur. Sınıfsız, kategorisiz toplum. İşte bu toplumun temel rüknunu yerine getirir, “SELAM” verirsiniz. (Cennette)Sadece “selam, selam!” denir. (VÂKIA suresi 26. ayet)
Allah Eyvallah!
Bu namazı kılmak zor iştir. Her babayiğidin harcı değildir. Ve bu namazın abdesti, kılan kişinin kendi kanı ile alınır. Çünkü bu namaz; mutlak teslimiyet, geri dönüşü olmayan bir yola çıkış arefesinde kılınan ‘’nitelikli’’ bir namazdır...
Ve bu namazın imamı; Allah Elçisi Muhammed’dir...
Allah, rızıkta kiminizi kiminize üstün kılmıştır. Fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilere aktarıp da hepsi onda eşit hale gelmiyor. Allah’ın nimetini mi inkâr ediyor bunlar? (NAHL suresi 71. ayet)
Allah, şu ülkeyi/medeniyeti de örnek vermiştir: Güvenli, mutlu-huzurlu idi; rızkı her yandan bol bol gelirdi. Sonra onlar Allah’ın nimetini inkar ettiler de Allah kendilerine, sanayi olarak ürettikleri şeyler yüzünden açlık ve korku elbisesini/birlikteliğini/karmaşasını tattırdı. (NAHL suresi 112. ayet)
Ve Rabbinin nimetini söz ve fiillerinle dile getir! (DUHÂ suresi 11. ayet)
Karanlıkta yolunu kaybedenler yıldızları takip ederler. Ki o yıldızlarca kuşatılmış gökyüzü kadar karanlık yürekler var sokaklarda...
Gerçeklere yüz çevirmiş, sapkın ve insanlığı dehşete sürükleyen zır deliliğin mimarı bir tip.
Hemz ve Lemz eden, yani sürekli kendisine yontan, yonttuklarınca mahfeden, kıran, ezen, yıkan o adamdan bahsediyorum!
Şişmiş göbeğini sarmalayan pahalı gömleğiyle gizlediği çirkinliği, görkemli malikanesinin ardına saklanışı ve her şeye rağmen inatla direnişi...
Ve tüm bu olup bitenlere rağmen suskunluğa gark olan o insandan bahsedeyim biraz da;
Sindirilip, av tüfeğini kafasına dayayacak kadar çaresizleştirilmiş olan o insan! O bir anne arkadaş!
Şatafatlı masalarda tükettiği gıdaları geyirerek atmosfere salan, ve tüm bunları komşusu aç iken yapan o madrabazın tükettiği ömürler...
Hırsız kim arkadaşlar?
Karnı aç olduğu için ekmek çalan çocuk mu?
Yoksa, tükettiği havyarlarda çaldığı yaşamları umursamayan o adam mı?

Son Güncelleme: Çarşamba, 02 Mayıs 2012 18:17

Hiç yorum yok: