Hizbullah niçin partileşmek istiyor?..
Kendilerini “dindar Kürtler” diye tanımlayan bir grubun “Kürdistan İslami Parti” adıyla siyasallaşacağı medyaya yansıyınca aklıma ilk önce Hizbullah geldi... Zaten Aydınlık da, partileşmeyi açıklayan Sıdkı Zilan’ın, Hizbullah’ın avukatı olduğunu önceki gün duyurmuştu!.. Peki ne yapmaya çalışıyor bu Hizbullah?..
Hizbullah’ı çöküş sürecine götüren bu operasyon sırasında ortaya çıkartılan mezar evler de büyük tepki çekmişti. Örgütün hücre evlerinin bazılarının altında işkence odaları da bulunmuştu!..
Medyaya yansıyan kan ve şiddet içeren görüntüler dindar çevrelerde de büyük tepki çekince, Velioğlu’nun 1979’da Batman’da kurduğu örgüt hem askeri hem de siyasi olarak büyük darbe aldı ve sessizliğe büründü.
12 yıl önceki büyük operasyonda 5 binden fazla militanı yakalanan Hizbullah, Kürt sorununda daha aktif olabilme uğruna 5 yıl önce siyasallaşma düğmesine bastı!
Aralarında “Mustazaflarla Dayanışma Derneği”nin de bulunduğu çok sayıda dernek ve vakıf kuran örgüt, yayımladığı gazete ve dergilerle Kürt sorununda aktör olabilmek için çaba göstermeye başladı.
| Hizbullah Şehit etti |
Tebliğ, cihad, cemaat!..
PKK’nın siyasallaşmada ivme kazanması, başta Fethullahçılar olmak üzere cemaat ve tarikatların Güneydoğu’da taban bulma çalışmaları, Hizbullah’ı yeniden diriltti... Örgüt “ben de varım” demek istiyordu!..
Hizbullah işte bu hedefi uğruna imaj yenileme ve taban genişletme çalışmaları sırasında sık sık anketlere de başvurdu.
Yani örgüt, Kürt meselesinin çözümü iddiasında geri kalmamak için bir çeşit diyalog ve yön bulma faaliyetleri de yürüttü.
Radikal dinci örgüt, geçtiğimiz yılın Temmuz- Ekim ayları arasında, adını Beykoz operasyonundan alan bir internet sitesinde çok çarpıcı anketler de düzenlendi. Partileşmenin alt yapısını da irdeleyen ilk anketin başlığı şöyleydi:
“Sizce Türkiye’de çözülmesi gereken en büyük sorun nedir?..”
Hizbullah’ın son dönemde yoğunlaştırdığı “tesettür kampanyası”na adeta zemin hazırlayan bu ankete internet üzerinden 567 kişi katılmıştı... Bakınız, katılımcılar oylarıyla hangi sorunlara işaret etmişlerdi:
“Başörtü sorunu (yüzde 69), Kürt açılımı (yüzde 15), işsizlik (yüzde 13), katsayı problemi (yüzde 2), Avrupa Birliği süreci (yüzde 1).”
Hizbullah aynı tarihlerde şiddet yorgunu olan tabanının reaksiyonlarını da ilginç sorularla ölçmeye çalıştı!..
Örneğin 685 kişinin katıldığı, “Küfrün hakim olduğu böylesi bir zamanda sizce Müslümanlar ne yapmalıdır” başlıklı ankete verilen yanıtlar dikkat çekiyordu:
“Tebliğ cihat (yüzde 25), Kuran ve sünnete sarılmalı (yüzde 25), İslami çalışmalara hız verilmeli (yüzde 10), Müslümanlara yapılan operasyonlara karşılık verilmeli (yüzde 9), birlik beraberlik (yüzde 9), örgütlenip teşkilatlanmak (yüzde 7), cemaate dava erleri kazandırmalı (yüzde7).”
Hizbullah’ın geçen yıl internet üzerinden yaptığı üçüncü anketinin başlığı ise bir çeşit güven tazeleme amacı taşıyordu!..
Örgüt tabanında en çok ilgiyi çeken bu anket “Türkiye’deki İslami hareketlerin hangisini doğru ve tutarlı buluyorsunuz?” adı altında yapılmıştı.
Bu ankete katılan 2020 kişinin verdiği yanıtların yüzdeleri ise şöyle sıralanmıştı:
“Hizbullah hareketi (yüzde 81), particilik hareketi- Saadet, AKP (yüzde 2) , Fethullahçılık hareketi (yüzde 3), Nurculuk hareketi (yüzde 3), Milli Görüş hareketi (yüzde 2), radikal hareket (yüzde 2), tasavvufi hareket (yüzde 1), Süleymancılık hareketi (yüzde 1), diğer hareketler (yüzde 5)
İşte Hizbullah’ı partileşmeye sürükleyen iradeyi bu tür anketlere yansıyan tepkiler de şekillendirmişti...
Manifestodaki sinyal!..
Örgüt böylesi anketlerin ardından kuruluşundan 32 yıl sonra Ocak ayı ortalarında bir manifesto yayımlayarak kendini bir ölçüde deşifre de etmişti...
Zaten o manifestoda da Hizbullahi grupların ileriki dönemlerde partileşeceğinin sinyalleri verilmişti. İşte manifestodaki çarpıcı bir bölüm:
“Hizbullah cemaati; aynı amaç ve hedefler doğrultusunda mücadele eden, temel konularda ayrılık içinde olmayan İslami devletler ile cemaat ve grupların, İslam hukuku çerçevesinde bir araya gelip, bir çatı altında yapısal bir birliktelik oluşturmaları, güç ve kuvvetlerini birleştirmeleri gerektiğini düşünmektedir. Ancak böyle bir vahdetin gerçekleşebilmesi, bunun sağlıklı ve kalıcı olabilmesi için ilkeli ve gönüllü birlikteliğe dayanması gerekir.”
Belli ki, çok sayıda Hizbullah üst düzey yöneticisinin geçtiğimiz aylarda tutukluluk süreleri göz önüne bırakılarak salıverilmesi de, Hizbullah’ı siyasallaşma konusunda cesaretlendirdi...
Bir dönemin korku salan örgütü, şiddetin siyasallaşmaya başladığı Güneydoğu coğrafyasında PKK ve cemaatlerin gerisinde kalmak istemiyor...
Peki, Hizbullah da tıpkı PKK’nın uzantısı olan BDP gibi siyaset alanında bir atak yapabilir mi?..
Şüphesiz son 5 yıldır basın-yayın ve kültürel faaliyetlerle sosyal yardım çalışmaları yürüterek imaj yenileme çalışmaları yapan örgüt, Güneydoğu’nun muhafazakar yapısından yararlanmak istiyor.
Ancak HAKPAR gibi hem Barzanici hem de Kürt İslamcı partilerin bile marjinal kalabildiği bir coğrafyada, Hizbullah’ın siyasi başarı elde etmesi şimdilik çok zor görünüyor
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder