13 Ara 2012

Alak Suresi (3)


Kaldığımız yerden devam edelim. “Salat’tan alıkoyma” meselesine değinmiştik. Bu meselenin kökenine inmiştik. Esasında bu mesele, temelde; dayanışmadan alıkoymak babındadır. Salat/destekleşme eyleminden alıkoyma...
Lakin şimdi Alak Suresi’nin en önemli noktalarından biri geliyor;
Salat’tan engelleyen kişiyi “perçeminden tutup sürükleyeceğiz.”
Çağırsın bakalım “meclisini-kurultayını..”
Biz de zebanileri çağıracağız.
Zebani kelimesi Kur’an’da 1 tek yerde geçer. Alak Suresi’nin bu ayetinde kullanılan bu kavramı işittiğinizde, aklınıza hemen “cehennemde azap edecek melekler gelir.” Bir çeşit yaratık olarak resmedilir zihinlerde. Kur’an’da tek bir yerde geçmesine rağmen zebani kavramı görüldüğü üzre, insanlar tarafından sabitlenmiş kavramlardan biridir. Bu ayette cehennem yaratığını ima eden bir tek kavram yoktur. Aksine, fiilen “yeryüzünde vuk’u bulabilecek bir hesaplaşmanın tarafı olduğu görülür zebanilerin.”
Zebani, zebun edici olan demektir. Zebun; felç etmek manasına gelir. Felç edici olan. Neyi felç ediyor? Nefsi. İnsanı, Alak Suresi’nin tespitlerine bağımlı kılan (zenginlikle şımarma, üstünlük iddiası, zalimlik, salat’tan alıkoyma..vb.) alışkanlıkların ortaya çıkmasına sebep olan şeylerden arındırma. Evet, zebani bir tür arıtıcıdır. Arıtır, temizler, insanı nefsinden kurtarır.
Bütün peygamberler biz zebanidir. Müstağnilikle(sermaye sınıfıyla) mücadele eden toplum önderleri birer zebanidir. Allah’ın zebanileridirler. Filozoflar, alimler, bilim adamları; sistemi örseledikleri ölçüde zebanileşirler. Mesela, Marks biz zebanidir. Zebani; sistemi örseleyen, onu felce uğratandır.
Nefsin prangasına bağlanmışların nefsini perçeminden tutup çeken gerçekliktir. O gerçeklik nazarınca, zebaniler sürekli gelir, sürekli aramızdadırlar. Allah’ın nuru asla sönmez...
Zebaniler faaliyettedir
Allah hakikatini vesilelerle tebliğ eder. Çoğu kez Allah’ın eli (yeddullah) vazifesini üstlenmiş kişi, bunun asla farkında değildir. Lakin zebaniler faaliyettelerdir. Onlar, güç ve otoritenin meclislerine-kurultaylarına-nato ve ab’lerine savaş açar, onların sistemini örselerler.
Bu yönüyle Allah’tan ümidi kesmek küfürdür. Çünkü o vaadini yerine getirmiştir. İnsanlığı selamete erdirecek zebun edicileri aramıza dahil etmiş, bizleri nefslerimizden arındıracak kamil ruhlarla gark etmiştir.
Benim şahsi kanaatime göre, bu yönleriyle; Ali Şeriati, Yaşar Nuri Öztürk, İhsan Eliaçık gibi isimler birer zebanidir. Çünkü hakikat söyleyip, batılın kalelerini kuşatan kelamı yükselterek, zulmün kurultaylarına korku salan kelimeleri sokaklara şırınga edenler, müstağni nefsi perişan eden zebanilerden olabilir ancak...
Zebani kelimesinin anlamı üzerinde daha derinlemesine düşünmek yararlı olur.
Ve peygambere önemli bir uyarı yapılır; “ona itaat etme!”
İtaat; bir kişinin önünde eğilmek manasına gelmez. O kişinin türettiği koşullara uyumlanmak anlamına gelir. Mesela, bugün yaşamımızı İMKB belirliyorsa, biz İMKB’ye ne kadar söversek sövelim, ona itaat ettiğimiz anlamına gelir. Yani, bir şeye tapmak; onun belirleyiciliğini meşrulaştırmak demektir.
Hem Allah’a hem paraya tapmak!
Bu söz, Peygamber’i İMKB’nin kurallarının dışına çıkan bir yaşam alanı inşa etme düşüncesine sevk etmiştir. İşte Medine’ye hicretin ve yeni kurulacak yaşam alanının altyapısının Peygamber zihninde açığa çıkmasına neden olan ayet budur. Hz.Peygamber efendimiz; efendilerin, tacir ve zenginlerin belirlediği koşullardan, Hakk’a uruç etmiştir. Bu yolculuğunda, Allah’tan gayrısına itaat etmemeyi dinin esası görmüştür.
Yani hem Allah’a, hem paraya tapamazsınız! Bir kişinin iki rabbi olmaz! Birini seçeceksiniz...

Hiç yorum yok: