22 Mar 2013

İslam’da kölelik ve cariyelik yoktur!

Mearic suresi 29 ve 30. Ayetlerin PİYASALARDAKİ ÇEVİRİSİ;
Onlar, mahrem yerlerini koruyan kimselerdir.Ancak eşleri, yahut sahip oldukları cariyeleri başka. Çünkü onlar (eşleri ve cariyeleri ile olan ilişkileri konusunda) kınanmazlar. (Mearic Suresi 29-30 yaygın çeviri)
Şimdi bu çeviriye göre “mümin erkekler” mahremini korur, lakin “eşleri ve cariyeleri” hariç! Bakın siz şu sinsiliğe! Şimdi gelin birlikte bakalım, gerçekte ne diyor bu ayet!
Vellezîne hum lifurûcihim hâfizûn. İllâ alâ ezvâcihim ev mâ meleket eymânuhum feinnehum ğayru melûmîn.
Arapça bir kelime olan “cariye kelimesi” yukarıdaki ayette geçmez! Ayette geçen “ma meleket eymanühüm” yeminle himaye ettiğiniz kız ya da erkek çocuklar manasına gelir. Cariye anlamına gelmez! Bunu delilendirelim;
Bu ifadeyi görür görmez “cariye” kavramını oraya yapıştıran paranoyak akıl; genellikle diyanet çevresinde yoğunlaşıyor. Yani “devletin resmi kurumlarının yaptığı meallerde” bu çeviri, aynen bu şekilde yer alıyor.
Şimdi kelime kelime ele alalım bu kavramları;
Ma: ki onlara
Meleket: sahip oldu
Eymanuhum: yeminleriniz
Bu ifade bir “cinsiyete atıf yapmadığı gibi” evlatlıklara da işaret eder! Yani bir baba, evine girdiğinde, şortunu giyinip evde dolaştığında; “mahremiyetini açmış olur.” Bu şekilde; eşi ve yeminle himaye ettikleri (bakımı üstlendikleri) yani evlatlıkları evde iken de oturabileceği” ifade edilmiştir.
Ayetin yukarıda ki çevirisinde verdiğimiz “mahrem” çevirisi, “lifurucihim” olarak geçen ve kalınlaştırarak orjinalinde gösterdiğim kavrama karşılık gelir. Bu kavramın lügat manası ise;
“ırz, namus, mahremiyet” manalarına gelir.
Şimdi, ayeti tekrar gözden geçirelim;
“Onlar ırzlarını koruyan kimselerdir, yalnızca “eşleri ve bakımını üstlendikleri/meşru yolla himaye ettikleri” kimselere yaklaşırlar! Onlar bu konuda kınanmazlar!
Oldu mu şimdi? Olmadı! Neden? Çünkü; bakımını üstlendiği evlatlığıyla da münasebet kurmasının önü açıldı. Allah Allah! Nasıl olacak bu iş?
Bu kadar mealin, bu kadar gürültünün, hatta Turan Dursun’un ısrarla vurguladığı bu ayetin, minicik, küçücük bir inceliği var. O inceliği doğru görmediği sürece, kimse bu işin içinden çıkamaz!
O inceliği gösterelim;
İllâ alâ ezvâcihim EV/YANİ mâ meleket eymânuhum / Sadece eşleri YANİ meşru yolla birlikte oldukları/yeminedikleri.
Ayette geçen bağlaç (ev bağlacı) YANİ manasına gelmektedir. Dolayısı ile ayette “iki zümreden bahsedilmez. Zevcenin meşruiyetinden bahseder.” Eğer siz bu bağlacı “ve” diye okursanız, manası VEYA olur, o halde “İKİ ayrı olgudan söz etmiş olur.” Lakin o bağlaç “VE diye okunmaz EV diye okunur...”
O halde Mearic Suresi’nin 29. ve 30. Ayetlerini meal edelim;
“Onlar mahremlerini koruyanlardır, yalnızca eşlerine YANİ meşru yolla birlikte oldukları sözleştiklerine yaklaşırlar. Bu nedenle de kınanmazlar!”
Gördünüz mü? Nereden nereye? İşte kölelik, cariyelik ve diğer tüm sapkınlıklar, İslam’a bu şekilde sokulmaya çalışılmıştır. Maalesef Turan Dursun da dahil bir çok kişi, bu tahlil hatasına düşmüştür. İlgili ayette ne kölelikten ne de cariyelikten bahsetmektedir. Bu ayet üzerine yapılan eleştiriler, İslam’da cariyeliğin olduğunu bu ayete dayandıranların diğer iddia ettikleri ayetleri de teker teker açacağım. Ve ne kadar büyük hatalar yapıldığına birlikte şahitlik edeceğiz...

Bahsi kapatırken bu ayetin bana düşündürdüğü bir şeyi daha vurgulayayım. Ayetin neyi kastettiğini düşünürsek karşımıza şu çıkmaktadır;
“Eşlerinizi aldatmayın. Çünkü siz bir YEMİN üzere, MEŞRU bir zeminde muhabbet bağı kurdunuz.”
Evet, ayet; aldatmalara işaret eder. Eşlerin “yeminliler” olduğunu söyler. Eyman/Yeminler yani karşılıklı bir sözleşme yaptığınız eşiniz dışında kimseyle münasebet kurmayın.
O gün hakkı talan edilmiş olan kadına omuz vermiş olan bu ayeti bu çerçevede okumanızı öneririm...
Esenlikler.
PERŞEMBE GÜNÜ : Cariyeliği meşrulaştıran ayet var mı?
Son Güncelleme: Çarşamba, 20 Mart 2013 00:32

Hiç yorum yok: