İkinci dünya savaşı…
İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük yıkım…
İnsan denen organizmanın canavarlaşma laboratuarı…
Cehennem metafiziğini kıskandıracak işkence, ölüm ve zulüm
seremonileri…
Sorumlusu, Hitler diye bir adam...
Bir paranoyağın gelip tüm insanların, insan denen canlıyı
yeniden sorgulamasına neden olacak olan bir yıkımı gerçekleştirmiş olması, ne kadar
anlaşılabilirdir acaba?
19.yüzyılda, müzikten edebiyata, felsefeden bilime kadar
hemen her alanda dahi isimleri yetiştirmiş bir ulus olan Almanları, Hitlerin
peşinden sürükleyen neydi? Ona Führer dedirten, onunla beraber histerik bir
nöbete tutulmuşçasına, kendilerinden olmayan tüm uluslara bela eden motivasyon
neydi?
1.Dünya Savaşı’nın en fazla kayıp verilen Batı cephesi,
savaş sonuçlanana dek her iki tarafında üstünlük kuramadığı bir cephe olmuştur.
Verilen milyonları aşan kayıplara rağmen her iki taraf da başarı
sağlayamamıştır.
Almanya ateşkes imzaladığında cephede milyonlarca Alman
askeri hala savaşmaktaydı. Ateşkes haberi gelince Alman hatlarındaki hayal
kırıklığı, öfke, yenilmeden teslim olmanın verdiği acı, iyi bir film konusu
olacak kadar dramatiktir. Savaş boyunca siperlerini canları pahasına savunan
Alman askerleri yenilmediklerini biliyorlardı. İdarecilerin korkaklığı,
beceriksizliği ve sabırsızlığı olarak algılanan ateşkes, Bismark’ın ulusal
kıvılcımıyla tutuşmuş bu idealist toplumda hayal kırıklığından fazlasına yol
açtı.
İdealist felsefenin çocukları bilendiler. Ve bilendikçe,
cephede yenilmemelerine rağmen teslim olmuşluğun acısını tarifi imkânsız bir
kine dönüştürdüler. Yağın, unun ve şekerin oluştuğu bu ortamda geriye bir
psikopatın gelip kanlı helvayı karması kalıyordu. Hastalıklı kişiliğiyle
ürküten, ancak etkili konuşan ve gururu Versay’la kırılmış bir ulusa intikam
vadeden bir lider.
Toplumların onurlarının kırılması halinde ne tür tepki
verecekleri konusunda matematiksel kesinlikle sonuç sunabilecek olan bir bilim
dalı henüz icat edilmedi. Kabullenip yoluna devam edenler olduğu gibi Almanlar
gibi raydan çıkan toplumlar da vardır. 2. Dünya savaşının tüm kirini Hitler’e
yüklemek kolaycılığına sapmadan Hitlerleşen Almanların psikolojilerini tahlil
etmek günümüzde yaşanan birçok olaya da veri teşkil edecektir. Kant, bir gün
Almanların kendi engelli çocuklarını imha etmek üzere devlete teslim
edeceklerini bilse, etikten bahseder miydi acaba? Goethe, Hitleri görse Mefisto’ya övgüler
dizmez miydi?
“2.dünya savaşı sadece bir manyağın değil, bir ulusun
çıldırışıdır.”
Tarih tekerrür eder, ancak etmek zorunda bırakılırsa.
Yenilmediği halde yenilmiş muamelesi gören bir toplum ne kadar erdemli, ne
kadar bilimsel ve entelektüel, ne kadar dindar olurlarsa olsun, öğretilmiş her
şeyi ağır bir travma sonucu unutup, ilkel dürtülerine bürünen Pavlov’un köpekleri
gibi çıldıra da bilirler.
Bazı toplumlara para ile baş eğdirebilirsiniz, bazıları
rahatlarını bozmamak için teslim olurlar, bazılarını öldürerek sindirirsiniz,
ancak bazı toplumlar ise sosyolojinin,toplum mühendisliğinin paradigmalarını
altüst ederler. Davranışlarını önceden kestirmek mümkün olmaz. Sosyal bilimler
açısından problemli milletler sayılır bunlar. Deli toplumlar… Bu gibi
toplumların davranışlarını satranç tahtasındaki hamle tahminleriyle
açıklayamazsınız.
Maraş’a Fransızlar geldiğinde en ufak bir mukavemet
gösterilmemişti. Fransızlar bile işgalin bu kadar kolay olacağını
beklemiyorlardı. İnsanlar günlük işlerine devam ediyorlardı. Derken bir şey
oldu… Herhangi bir şey… Ve Fransızlar ne olduğunu anlayamadan kendilerini kapı
önünde buldular. Bu insanlar ne zaman örgütlendi, ne zaman plan yaptı
anlayamadılar. O günün süper güçlerinden biri olan Fransa’nın, kazma kürekli
insanlarca kovulmasını biz unuttuk belki, ama Tarih unutmadı. Bu yüzdendir ki,
“Türkler başka milletlerin pes diyeceği anda direnişe geçerler.” Anlam
verilemeyen Türk’ün davranışları “delilik ” veya “çılgınlık” şeklinde
adlandırılır.
Ancak belki de Türkler üzerinde al-ver yapan, “şunu yaparsak
şu tepkiyi verirler sonra bizde şöyle yaparız” diye kızmabirader oynayan toplum
mühendislerine şu uyarıda bulunmak gerekir, “deli” kelimesi Türkler için
hakaret değil iltifat anlamı taşır…
Türkler delirmezler, zaten delidirler…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder