25 Mar 2013

Uyarı!


İkinci dünya savaşı…

İnsanlık tarihinin gördüğü en büyük yıkım…

İnsan denen organizmanın canavarlaşma laboratuarı…

Cehennem metafiziğini kıskandıracak işkence, ölüm ve zulüm seremonileri…

Sorumlusu, Hitler diye bir adam...

Bir paranoyağın gelip tüm insanların, insan denen canlıyı yeniden sorgulamasına neden olacak olan bir yıkımı gerçekleştirmiş olması, ne kadar anlaşılabilirdir acaba?

19.yüzyılda, müzikten edebiyata, felsefeden bilime kadar hemen her alanda dahi isimleri yetiştirmiş bir ulus olan Almanları, Hitlerin peşinden sürükleyen neydi? Ona Führer dedirten, onunla beraber histerik bir nöbete tutulmuşçasına, kendilerinden olmayan tüm uluslara bela eden motivasyon neydi?

1.Dünya Savaşı’nın en fazla kayıp verilen Batı cephesi, savaş sonuçlanana dek her iki tarafında üstünlük kuramadığı bir cephe olmuştur. Verilen milyonları aşan kayıplara rağmen her iki taraf da başarı sağlayamamıştır.
 
Almanya ateşkes imzaladığında cephede milyonlarca Alman askeri hala savaşmaktaydı. Ateşkes haberi gelince Alman hatlarındaki hayal kırıklığı, öfke, yenilmeden teslim olmanın verdiği acı, iyi bir film konusu olacak kadar dramatiktir. Savaş boyunca siperlerini canları pahasına savunan Alman askerleri yenilmediklerini biliyorlardı. İdarecilerin korkaklığı, beceriksizliği ve sabırsızlığı olarak algılanan ateşkes, Bismark’ın ulusal kıvılcımıyla tutuşmuş bu idealist toplumda hayal kırıklığından fazlasına yol açtı.

İdealist felsefenin çocukları bilendiler. Ve bilendikçe, cephede yenilmemelerine rağmen teslim olmuşluğun acısını tarifi imkânsız bir kine dönüştürdüler. Yağın, unun ve şekerin oluştuğu bu ortamda geriye bir psikopatın gelip kanlı helvayı karması kalıyordu. Hastalıklı kişiliğiyle ürküten, ancak etkili konuşan ve gururu Versay’la kırılmış bir ulusa intikam vadeden bir lider.

Toplumların onurlarının kırılması halinde ne tür tepki verecekleri konusunda matematiksel kesinlikle sonuç sunabilecek olan bir bilim dalı henüz icat edilmedi. Kabullenip yoluna devam edenler olduğu gibi Almanlar gibi raydan çıkan toplumlar da vardır. 2. Dünya savaşının tüm kirini Hitler’e yüklemek kolaycılığına sapmadan Hitlerleşen Almanların psikolojilerini tahlil etmek günümüzde yaşanan birçok olaya da veri teşkil edecektir. Kant, bir gün Almanların kendi engelli çocuklarını imha etmek üzere devlete teslim edeceklerini bilse, etikten bahseder miydi acaba?  Goethe, Hitleri görse Mefisto’ya övgüler dizmez miydi?

“2.dünya savaşı sadece bir manyağın değil, bir ulusun çıldırışıdır.”

Tarih tekerrür eder, ancak etmek zorunda bırakılırsa. Yenilmediği halde yenilmiş muamelesi gören bir toplum ne kadar erdemli, ne kadar bilimsel ve entelektüel, ne kadar dindar olurlarsa olsun, öğretilmiş her şeyi ağır bir travma sonucu unutup, ilkel dürtülerine bürünen Pavlov’un köpekleri gibi çıldıra da bilirler.

Bazı toplumlara para ile baş eğdirebilirsiniz, bazıları rahatlarını bozmamak için teslim olurlar, bazılarını öldürerek sindirirsiniz, ancak bazı toplumlar ise sosyolojinin,toplum mühendisliğinin paradigmalarını altüst ederler. Davranışlarını önceden kestirmek mümkün olmaz. Sosyal bilimler açısından problemli milletler sayılır bunlar. Deli toplumlar… Bu gibi toplumların davranışlarını satranç tahtasındaki hamle tahminleriyle açıklayamazsınız.


kurtulussavasimarasMaraş’a Fransızlar geldiğinde en ufak bir mukavemet gösterilmemişti. Fransızlar bile işgalin bu kadar kolay olacağını beklemiyorlardı. İnsanlar günlük işlerine devam ediyorlardı. Derken bir şey oldu… Herhangi bir şey… Ve Fransızlar ne olduğunu anlayamadan kendilerini kapı önünde buldular. Bu insanlar ne zaman örgütlendi, ne zaman plan yaptı anlayamadılar. O günün süper güçlerinden biri olan Fransa’nın, kazma kürekli insanlarca kovulmasını biz unuttuk belki, ama Tarih unutmadı. Bu yüzdendir ki, “Türkler başka milletlerin pes diyeceği anda direnişe geçerler.” Anlam verilemeyen Türk’ün davranışları “delilik ” veya “çılgınlık” şeklinde adlandırılır.
Ancak belki de Türkler üzerinde al-ver yapan, “şunu yaparsak şu tepkiyi verirler sonra bizde şöyle yaparız” diye kızmabirader oynayan toplum mühendislerine şu uyarıda bulunmak gerekir, “deli” kelimesi Türkler için hakaret değil iltifat anlamı taşır…

Türkler delirmezler, zaten delidirler…

Hiç yorum yok: