11 Kas 2013

Senden Sonra Yerine Kim Geçecek?

Duydum hastalanmışsın…
Allah’tan acil şifalar dilerim…
Hastaneye ağır aksak gidişini izlerken sana ait kanallarda, ne zamandır sormak istediğim soruyu, artık sorma vaktinin geldiğine kanaat getirdim.
Senden sonra yerine kim geçecek?

Bu soru çok önemli.

Çünkü sana iman edenler için sen, Allah’ın, hata yapmasına izin vermeyeceği birisin. Yani, inananlarının gözünde sen, İslami terminoloji ile söylersek, “İsmet” sıfatına sahip “Masum” birisin. Sakın, “kemerbeste-i ubûdiyet içerisinde”, bilindik tevazu cümlelerinle inkâr etmeye kalkma bu durumu. Zira Allah da biliyor, sen de çok iyi biliyorsun ki, peygamberle istişare etmeden hiçbir karar almadığına inanıyor insanlar.
Senin her sözüne iman edilir. Senin adına söylenen sözlere de iman edilir. Hatta bazen senin adına söylenen, senin haberinin bile olmadığı yalan ve iftiralara, ayetmiş gibi iman edilir. Bu sözler asla metin kritiğine tabi tutulmaz. Eleştiri, Tanrıyı sorgulamakla eş değerdir. Lafa gelince sen de bir insansın ama uygulamada en az bir peygamber gibisin. Fısıltı halinde milyonlara ulaşır emirlerin ve o milyonlar derhal “semi’na ve ata’na” derler. (İşittik ve itaat ettik).

Sen gerçekten iman edildiğin gibi biri misin, yoksa sıradan bir beşer misin bilmiyorum. Ancak bir gün senin de ölümü tadacağın kesin.

O zaman yerine kim geçecek?

Gelecek olan kişiye de aynen sana itaat edildiği gibi itaat edilecek. Dolayısıyla bu kişinin kim olacağı ve hangi niteliklere haiz olacağı çok önemli. Hala hayattayken, insanların senden sonra kime itaat etmeleri gerektiğini çık söyle. Sen öldükten sonra, birileri çıkıp senin adına rivayetler uydurarak halefin olduğunu iddia edecekler. İtaat etmeye alışmış zavallı şakirtler ise arada kalacaklar. Veya birkaç vekil birden çıkıp cemaati bölecek. Daha önce defalarca oldu. En son Nurcuların başına gelenleri biliyorsun. Birbirine taban tabana zıt fraksiyonlar, Nurculuk adına ortalıkta dolanıyor.

Bir diğer tehlike de şu;

Her dini cemaat gibi, sizin de içiniz ajan kaynıyor. Gerçi bir zamanlar, “Allah içimize ajanların sızmasına izin vermez” kabilinde bir inanç vardı. Lakin gayet güzel içinize sızıldığında, hatta birçok ajanın, senin yanı başına kadar gelip yıllarca faaliyet gösterdiğine şahit olduk. O ajanlara da “gassal elindeki meyyit” gibi itaat edildi şakirtlerce.

Sen “hissi kablel vuku” ile farkındaydın belki ama ya şakirtlerin, onlar “abi” olarak görmediler mi bu adamları?

Demek ilahi koruma, istihbarat elemanlarını kapsamıyor. İçinizde, hangi ülkenin istihbarat teşkilatına çalışan kaç ajan var, sayısını bilen var mı? Kaç ajana elan “abi” diye itaat ediyor zavallı inananların? “Abi” kılığında kaç “gâvur” var cemaatin karar mekanizmalarında? Buna da “Allah bildirir” diyecekseniz lafım yok.
En kötüsü, sen ölünce bunlardan biri senin vekilin olarak yerine oturursa ne olacak?
Cemaat mensuplarının sorgulama mekanizması yok. Keskin bir iman ve itaat zinciriyle yönetiliyor koca sistem.

Faraza, Zambiya istihbaratına çalışan ve yıllardır cemaatte faaliyet gösterip “abi” olmuş bir ajan çıkıp “hoca efendi bana vekâlet verdi, şu şu ağabeyler de şahitler” dese, sıradan bir şakirt bu sözün yalan olduğunu nasıl tespit edecek? İstihareye mi yatacak? “Yakazaten” gelecek olan evliyaları mı bekleyecek? Birçok ajana, yıllarca “abi” dendi itaat anlayışın yüzünden, bu durum devam mı edecek veya bunda da bir hikmet mi aranacak?

Anadolu insanının, son kuruşlarına kadar vererek kurdukları bu devasa yapı, tepeye konacak bir kukla münafık sayesinde, olduğu gibi efendiye çalışan bir kurum haline dönüşmüş olmaz mı? Cemaat içerisinde Allah yolunda çalıştığını sanan zavallılar, istemeden, efendinin ucuz elemanları haline gelmiş olmazlar mı?
Allah korusa, Peygamber ashabını korurdu. Birbirlerini doğradılar. Yaklaşık yüz bin sahabe, peygamberin yerine kimin geçeceği konusunda yapılan savaşlarda öldüler. Senin ashabına neden ayrıcalık sunsun ki kâinatı yaratan.

Çık, varsa, halefini ilan et. Şayet bir halefin yoksa herhangi bir halefinin olmayacağını söyle. Himmet toplantılarında, çocuklarını aç bırakma pahasına, neyi varsa sana veren Anadolu’nun masum insanları adına yap bunu. Bu güne kadar her emrine sorgulamadan itaat edenler adına yap bunu. Elli dolara, dünyanın bilmem neresinde, gençliğini feda edenler adına yap bunu. Yıllardır, “neden Amerika’da?” sorusuna tereddütsüz, “vardır bir bildiği” diye cevap verenler adına yap bunu. Sana itaat edince Allah’ı memnun edeceğine inanan o insanlar, senden sonra Allah’ın rızasını elde etmek için hangi faniye itaat etmeleri gerektiğini bilsinler bari. En azından bunu hak ediyorlar.

Türkiye’nin en zeki çocuklarını yılar yılı toplayıp, sadece sana itaat eder hale getirdin. Yüzde sekseni üniversite mezunu olan bu insanlar, çocuklarına koyacakları isimden tut, hangi marka ürünü satın alacaklarına kadar her şeylerini sana sordular. Yıllarca, Atatürk’ün ilahiyat eğitimine neden önem verdiğini anlayamayan “yobaz laiklerin”, dini konularda cahil bıraktığı Anadolu insanı, senin ve senin gibilerin her dediğini din zannetti. Size itaat ederse Allah’ın rızasını elde edeceğine inandı. Bağırsakları her insan gibi dışkı dolu olan din adamlarına kutsiyet atfetti.

Peygamberin bile mazhar olmadığı bir itaatle sana ve senin gibilere bağlandılar. İnsanları sorgulamadan itaat etmeye siz alıştırdınız. Şimdi, sorgulamadan “kâfirlere” itaat etmelerini istemiyorsan, onlara bir yol göstermek zorundasın.

Ha! Bu arada sakın ama sakın, “Allah bu cemaatin, efendinin elinde oyuncak olmasına izin verir mi sanıyorsun” demeye kalkma ve güldürme akıl sahiplerini. Bak, “Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır” ayeti sırrınca, tüm Ortadünya ahmaklıkları yüzünden kan ağlıyor. Kime bende olacaksa Allahın rızasına talip olanlar, söyle senden sonra ona yönelsinler. Ölmeden önce bari bunu yap, ağladığın toprakların kanayaklı insanları adına.


Hiç yorum yok: