Allah’tan acil şifalar dilerim…
Hastaneye ağır aksak gidişini izlerken sana ait kanallarda,
ne zamandır sormak istediğim soruyu, artık sorma vaktinin geldiğine kanaat
getirdim.
Senden sonra yerine kim geçecek?
Bu soru çok önemli.
Çünkü sana iman edenler için sen, Allah’ın, hata yapmasına
izin vermeyeceği birisin. Yani, inananlarının gözünde sen, İslami terminoloji
ile söylersek, “İsmet” sıfatına sahip “Masum” birisin. Sakın, “kemerbeste-i
ubûdiyet içerisinde”, bilindik tevazu cümlelerinle inkâr etmeye kalkma bu
durumu. Zira Allah da biliyor, sen de çok iyi biliyorsun ki, peygamberle
istişare etmeden hiçbir karar almadığına inanıyor insanlar.
Senin her sözüne iman edilir. Senin adına söylenen sözlere
de iman edilir. Hatta bazen senin adına söylenen, senin haberinin bile olmadığı
yalan ve iftiralara, ayetmiş gibi iman edilir. Bu sözler asla metin kritiğine
tabi tutulmaz. Eleştiri, Tanrıyı sorgulamakla eş değerdir. Lafa gelince sen de
bir insansın ama uygulamada en az bir peygamber gibisin. Fısıltı halinde
milyonlara ulaşır emirlerin ve o milyonlar derhal “semi’na ve ata’na” derler.
(İşittik ve itaat ettik).
Sen gerçekten iman edildiğin gibi biri misin, yoksa sıradan
bir beşer misin bilmiyorum. Ancak bir gün senin de ölümü tadacağın kesin.
O zaman yerine kim geçecek?
Gelecek olan kişiye de aynen sana itaat edildiği gibi itaat
edilecek. Dolayısıyla bu kişinin kim olacağı ve hangi niteliklere haiz olacağı
çok önemli. Hala hayattayken, insanların senden sonra kime itaat etmeleri
gerektiğini çık söyle. Sen öldükten sonra, birileri çıkıp senin adına
rivayetler uydurarak halefin olduğunu iddia edecekler. İtaat etmeye alışmış
zavallı şakirtler ise arada kalacaklar. Veya birkaç vekil birden çıkıp cemaati
bölecek. Daha önce defalarca oldu. En son Nurcuların başına gelenleri
biliyorsun. Birbirine taban tabana zıt fraksiyonlar, Nurculuk adına ortalıkta
dolanıyor.
Bir diğer tehlike de şu;
Her dini cemaat gibi, sizin de içiniz ajan kaynıyor. Gerçi
bir zamanlar, “Allah içimize ajanların sızmasına izin vermez” kabilinde bir
inanç vardı. Lakin gayet güzel içinize sızıldığında, hatta birçok ajanın, senin
yanı başına kadar gelip yıllarca faaliyet gösterdiğine şahit olduk. O ajanlara
da “gassal elindeki meyyit” gibi itaat edildi şakirtlerce.
Sen “hissi kablel vuku” ile farkındaydın belki ama ya
şakirtlerin, onlar “abi” olarak görmediler mi bu adamları?
Demek ilahi koruma, istihbarat elemanlarını kapsamıyor.
İçinizde, hangi ülkenin istihbarat teşkilatına çalışan kaç ajan var, sayısını
bilen var mı? Kaç ajana elan “abi” diye itaat ediyor zavallı inananların? “Abi”
kılığında kaç “gâvur” var cemaatin karar mekanizmalarında? Buna da “Allah
bildirir” diyecekseniz lafım yok.
En kötüsü, sen ölünce bunlardan biri senin vekilin olarak
yerine oturursa ne olacak?
Cemaat mensuplarının sorgulama mekanizması yok. Keskin bir
iman ve itaat zinciriyle yönetiliyor koca sistem.
Faraza, Zambiya istihbaratına çalışan ve yıllardır cemaatte
faaliyet gösterip “abi” olmuş bir ajan çıkıp “hoca efendi bana vekâlet verdi,
şu şu ağabeyler de şahitler” dese, sıradan bir şakirt bu sözün yalan olduğunu
nasıl tespit edecek? İstihareye mi yatacak? “Yakazaten” gelecek olan evliyaları
mı bekleyecek? Birçok ajana, yıllarca “abi” dendi itaat anlayışın yüzünden, bu
durum devam mı edecek veya bunda da bir hikmet mi aranacak?
Anadolu insanının, son kuruşlarına kadar vererek kurdukları
bu devasa yapı, tepeye konacak bir kukla münafık sayesinde, olduğu gibi
efendiye çalışan bir kurum haline dönüşmüş olmaz mı? Cemaat içerisinde Allah
yolunda çalıştığını sanan zavallılar, istemeden, efendinin ucuz elemanları
haline gelmiş olmazlar mı?
Allah korusa, Peygamber ashabını korurdu. Birbirlerini
doğradılar. Yaklaşık yüz bin sahabe, peygamberin yerine kimin geçeceği konusunda
yapılan savaşlarda öldüler. Senin ashabına neden ayrıcalık sunsun ki kâinatı
yaratan.
Çık, varsa, halefini ilan et. Şayet bir halefin yoksa
herhangi bir halefinin olmayacağını söyle. Himmet toplantılarında, çocuklarını
aç bırakma pahasına, neyi varsa sana veren Anadolu’nun masum insanları adına
yap bunu. Bu güne kadar her emrine sorgulamadan itaat edenler adına yap bunu.
Elli dolara, dünyanın bilmem neresinde, gençliğini feda edenler adına yap bunu.
Yıllardır, “neden Amerika’da?” sorusuna tereddütsüz, “vardır bir bildiği” diye
cevap verenler adına yap bunu. Sana itaat edince Allah’ı memnun edeceğine
inanan o insanlar, senden sonra Allah’ın rızasını elde etmek için hangi faniye
itaat etmeleri gerektiğini bilsinler bari. En azından bunu hak ediyorlar.
Türkiye’nin en zeki çocuklarını yılar yılı toplayıp, sadece
sana itaat eder hale getirdin. Yüzde sekseni üniversite mezunu olan bu
insanlar, çocuklarına koyacakları isimden tut, hangi marka ürünü satın
alacaklarına kadar her şeylerini sana sordular. Yıllarca, Atatürk’ün ilahiyat
eğitimine neden önem verdiğini anlayamayan “yobaz laiklerin”, dini konularda
cahil bıraktığı Anadolu insanı, senin ve senin gibilerin her dediğini din
zannetti. Size itaat ederse Allah’ın rızasını elde edeceğine inandı. Bağırsakları
her insan gibi dışkı dolu olan din adamlarına kutsiyet atfetti.
Peygamberin bile mazhar olmadığı bir itaatle sana ve senin
gibilere bağlandılar. İnsanları sorgulamadan itaat etmeye siz alıştırdınız.
Şimdi, sorgulamadan “kâfirlere” itaat etmelerini istemiyorsan, onlara bir yol
göstermek zorundasın.
Ha! Bu arada sakın ama sakın, “Allah bu cemaatin, efendinin
elinde oyuncak olmasına izin verir mi sanıyorsun” demeye kalkma ve güldürme
akıl sahiplerini. Bak, “Allah, aklını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır”
ayeti sırrınca, tüm Ortadünya ahmaklıkları yüzünden kan ağlıyor. Kime bende
olacaksa Allahın rızasına talip olanlar, söyle senden sonra ona yönelsinler.
Ölmeden önce bari bunu yap, ağladığın toprakların kanayaklı insanları adına.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder