25 Nis 2012

Şehid nedir? Kimdir?


Birçok kişinin dikkatinden kaçmıştır. Kur’an’da “ölüm ve şehid” gibi kavramların yanyana geldiği bir tek ayet yoktur. Kur’an ölenlere şehid demez. Allah yolunda ölmek “fi sebilillah” yani Allah yolunda öldü biçiminde tanımlanır.
Şehid, şahit/şahadet kökünün mübalağa kalıbında ifadesi olup, açık bir bilgiyi en iyi bilen manasına gelir.
Türkiye’deki kullanımı tarihsel ve kültürel etkiler ile gelişmiştir. Kur’an’ın şehid kavramı ile uyumsuzdur.
Çünkü Esma’ül Hüsna’da Allah’ın bir ismi de “Es-Şehiyd”dir. Allah en doğru bilendir. Allah, neden Şehiyd’dir ? Allah, Allah yolunda ölür mü hiç ?
Türkiye’de kavramlar doğru bilinmiyor. Şimdi bu gerçeği bile söylememizden ötürü türlü türlü saldırılar yapılabilir.
Allah yolunda ölmek ne demektir ?
Allah yolunda ölmek demek, Obama’nın, İsrail’in, kapitalizmin, emperyalizmin yolunda ölmemek demektir.
Kur’an’da Allah yolunda mallarınızı infak etmek ile, Allah yolunda ölmek, aynı vezinde ele alınmalıdır. Malları kamuya verirsiniz. O halde; Allah yolunda ölmek, halk için ölmek demektir.
Halk için ölmediği sürece, ya da mazlum/ezilen halkı için canını vermediği sürece kişi; Allah yolunda ölmüş olmaz. Şehid hiç olmaz. Çünkü bu durum “bilmemekten kaynaklanır.”
O halde Afganistan’da hangi ölüm kişiyi “şehid” yapar ? Yani o açık bilgiyle donanmış olduğunu gösterir ?
Nato ile çarpışırken ölmek...
Halbuki bugün biz; Nato, ABD uğrunda ölüyoruz. Bu dinimize göre; şirktir.
Şunu da belirtmeden geçmeyeyim; Afganistan’a giden asker dinimize göre “mazlumdur.” Zalim, o askeri oraya gönderendir. Sırtına o vebali yüklenmiştir. O vebal zulüm imparatorluğunu yıkar! Hanelerine azap düşürür.
Resim yazısı ekle
Bizim Afganistan’da ne işimiz var? Eğer bir işimiz var ise, bu sömürgeci ve terörist Nato zulmüne karşı Afgan halkının direnişinin yanında olmak olmalıdır. ABD-İsrail hegemonyası karşısında savaşan akıl, açık bir bilgiye sahiptir. Yani şehittir. Ölse de, ölmese de...
Yani şehit, ölse de, ölmese de onunla bir araya gelir. Şehitlik böyle bir kavramdır. Bilgiyle hareket etmek, kişiyi şehit yapar.
Ve bir manası, hayatını hakikat bilgisine vakfetmektir. Bu yolda mücadele etmektir.
Bazı kafalar şu propaganda üzerinden var olmaya çalışıyor. Türkiye artık büyük bir ülkedir. ABD’ye bile kafa tutabilir.
Neo-Osmanlıcılığın bu tutumu komiktir. ABD altımıza bir at vermiş, elimize de kesmez bir Osmanlı kılıcı, bizi sürmüş kardeşlerimizin üstüne. İstikrar diyerek hücum ediyoruz Müslümanlara...
Bu absürtlüğe rağmen büyük devlet teraneleriyle, Osmanlı dizileriyle; yeniden şahlanış edebiyatının derin manzumlarını okuyoruz. Dedim ya, kimin ekmeğini yersen onun kılıcını sallarsın, eşyanın tabiatı böyledir.
İslamsıların tutarsızlığı işte tam bu noktada belirir. Haçlı Engizisyonu “terörist avına çıkmış iken” nereyi işaret ederse oraya yüklenen bir zihin üretti.
Suud Kralı zalim-otoriter Kral, düşünsenize, tam bir Krallık.
Bir tek kelime etmeyen İslamsılarımız, Suud Kralı’nı tehlike olarak görmüyor mu ? Akşama kadar Esed aleyhinde yazıp çizenler, bir tek satır dahi Suud Kralına atıfta bulunmuyor. Neden ?
Çünkü ABD Suud Kralı ile gayet iyi bir muhabbet içerisinde. Bu kadar bariz bir çelişkinin altından nasıl kalkacaksınız? Hangi sözler ile aklayacaksınız bu işi...
Zalim, katil, zorba, otoriter, totaliter..vs. Ne Ararsan Suud Kralı’nda var. Esad’a söylediğinin yarısını oraya söylesen, belki bu adam biraz bağımsızdır diyeceğim.
Bir kez bile aleyhinde eylem yaptınız mı ? Yok! Çünkü ABD-Nato şu an Suriye’ye odaklandı. Taşeronlar başka iş ile iştigal edemez.
Yazık! Yazık! Yazık!
Bad’el Harab el Basra.
Son Güncelleme: Perşembe, 29 Mart 2012 06:45

Hiç yorum yok: