Bugün Ortadoğu’da yaşanmakta olan iç savaşların, iktidar değişikliklerinin, din ve mezhep savaşlarının, etnik çatışmaların nedeni, aynı zamanda küresel güçlerin çıkar çatışmalarının sonucudur.
- Bir yanda bölge ülkelerinin kendi “iç dinamiklerinin” uzun yıllardan beri yaratmış oldukları “antidemokratik zemin”bulunuyor.
- Bu çarpık zemin “küresel güçler tarafından bir maşa gibi kullanılıyor”.
- Ortadoğu’nun çarpık zeminindeki antidemokratik iktidarlar, küresel güçlerin aracısı olarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.
- Bir bataklığın “kendi mikroplarını üreterek zenginleşmesi gibi”demokrasi, insanlık ve uygarlık dışı yolda kayboluyorlar.
Çatışan çıkarlar
- ABD, AB ve İsrail bölgenin enerji rezervlerini ve dağılım yollarını elinde tutmak istiyorlar. Bu nedenle kendilerinin sözünü dinleyecek iktidarları getirmek durumundalar. Taleplere yeterli olumlu yanıt alamadıkları çevreleri tasfiye ediyorlar.
- Asya’nın yeni devi Çin ve Rusya ise Batı’nın taleplerine “hayır”diyenlere arka çıkmaya çalışıyorlar. Çünkü Ortadoğu’daki enerji olanakları, çıkarlarını doğrudan doğruya ilgilendiriyor.
Ortadoğu’daki kaos, küresel güçlerin aralarındaki savaşın bir aynası gibi Irak’a, Suriye’ye, Mısır’a, Libya’ya, Tunus’a, Körfez ülkelerine, İran’a ve Türkiye’ye yansıyor.
Ve Kürdistan meselesi
Kürdistan meselesi Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılmasında, hayati bir öneme sahip.
- Yandaş bir Kürdistan bölgedeki “enerji hesaplarında” eldeki joker gibi görülüyor.
- İsrail için ise yaşamsal bir kalkan; sayısal olarak dev Arap dünyasına ve nükleer alanda ilerleyen İran’a karşı alternatifi olmayan bir fırsat.
1991’den beri ABD ve AB’nin Irak, Türkiye, İran ve son olarak Suriye’de yürüttüğü politikalar ve fiili gelişmeler birbirini tamamlar niteliktedir.
- Saddam döneminde önce Irak’ın kuzeyi ayrıştırıldı. Bugün bölgede bağımsız Kürdistan fiilen kuruldu.
- Türkiye’nin Güneydoğu’su iktisadi, siyasi ve kültürel olarak bir kaosun içine itildi.
- Siyasi zeminde Diyarbakır ve Erbil arasındaki ilişkiler geliştirildi. Öte yandan Ankara ve Erbil arasında sıcak ilişkiler kuruldu.
- Son olarak, Kuzey Suriye ile Irak Kürdistan’ı arasında entegrasyonu hazırlayacak koşullar sağlanmakta.
Orta vadede her şey Kürdistan’ın oluşumuna ortam hazırlayacak şekilde geliştiriliyor. Çünkü “Kürdistan meselesi”, Ortadoğu’nun yeniden yapılandırılması politikasının en önemli köşe taşlarından biridir.
Burada büyük devletlerin bölgedeki hesapları ile Kürtlerin daha demokratik bir ortam içinde yaşamaları sorununu birbirinden ayırmak gerekir.
Kürtler Arap ülkeleri ve İran’da olduğu gibi Türkiye’de de sorunlar yaşamışlardır ve halen de yaşıyorlar. Bu sorunların demokratik yollarla çözümü ile büyük güçlerin özel hesaplarını birlikte düşünemeyiz.
Kendi içimizde demokratik yollarla çözüm aramak zorundayız. Teröre dayalı olarak ortaya konan arayışlar sadece bölgenin arka bahçe olmasına yol açar.
Bu arka bahçede yalnız İranlılar, Araplar ve Türkler değil Kürtler de bulunmuş olacaktır. Ortadoğu halen, bu hayati çelişkiyi yaşamaktadır.
Bu çelişki de bölge ülkelerinde daha fazla çatışma, iç savaş ve antidemokratik derinleşme sonucundan başka bir şey doğurmuyor.
1991’den bugüne kadar Ortadoğu’da meydana gelen gelişmeler bu durumun açık kanıtları olarak önümüzde durmaktadır.
Yeni küresel sistem Ortadoğu’da bir laboratuvar gibi çalışıyor.
Türkiye Cumhuriyeti taa Cumhuriyet’in kuruluşundan beri Ortadoğu’daki bir zinciri kırmaya çalışan tek ülke konumundadır. 89 yıldır yalpalaya yalpalaya gitmemize rağmen yine de önemli bir gelişme gösterdik.
Cumhuriyet’in bize kattığı çağdaş, demokratik, kültürel, iktisadi ve siyasi değerler bizim, bölgedeki diğer ülkelerden farkımızı ortaya koyan somut kanıtlardır.
26 Kasım 2012 - Cumhuriyet
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder