19 Haz 2013

31 Mayıs Ayaklanması

Fakat bir kere bir dert anlayan düşmeyegörsün önlerine
ve bir kere vakt erişip
“Gayrık yeter!...”
demesinler.
Bunu bir dediler mi,
“İsrafil sûrunu urur,
mahlûkat yerinden durur”,
toprağın nabzı başlar
onun nabızlarında atmağa.
Ne kendi nefsini korur,
ne düşmanı kayırır,
“Dağları yırtıp ayırır,
kayaları kesip yol eyler abıhayat akıtmağa...”
Nâzım Hikmet
Üç gündür artık yeni bir Türkiye’de yaşıyoruz. Şairlerine layık bir halkın yarattığı, yaratacağı Türkiye bu... Elli yıl önce bugün, dünyadan göçerek bize bugünü vasiyet eden Nâzım Hikmet’in dediği gibi, “Bir şafak vakti karanlığın kenarından, onlar ağır ellerini toprağa basıp” doğruldular, ayaklandılar ve ülkenin bütün meydanlarını zapt ettiler. Zapt ettiler, diyorum, bu bir benzetme değildir, tarihte eşi az görülen bir acımasız ve insanlıkdışı polis saldırısı önünde, yenilmez bir direnç ve dayanışmayla, var güçleriyle savaşarak, ölümü göze alarak, yüzlerce yaralı vererek yaptılar bunu.
Şimdi temel mesele, şairlerine layık bu büyük halkın, bu büyük zaferini, bu güzel ülkede, yalnızca acı ve yıkım demek olan sermaye diktatörlüğünü yıkarak, insanca bir yaşamı örgütleyecek bir iktidara dönüştürmektir.
Şimdi temel mesele, en az otuz yıllık bir baskı ve zulüm döneminin biriktirdiği umut ve öfkeyle, bütün silahı gövdesi, elleri, teri, gözyaşı, kanından, kardeşçe dayanışmasından ibaret bir halkın, karşısındaki emperyalist ve sermaye uşağı acımasız polis ordularını yenerek, destansı bir savaşla kazandığı bu zaferi, yeni Türkiye’nin kuruluşuna dönüştürebilmektir.
31 Mayıs’ta ayaklanan ve 1 Haziran’da Taksim meydanını zapt eden halkın iradesinin iktidara taşınması yalnızca Türkiye’ye değil, bütün dünya halklarına derin bir nefes aldıracaktır. Bu iktidarın ilk işlerinden biri, Suriye’ye yönelik emperyalist savaşın Türkiye cephesini yok etmek ve Suriye halkına dostluk elini uzatmak olacaktır.
***
Tarihin güzel bir rastlantısıdır, 31 Mayıs Ayaklanması, Yalçın Küçük’ün bir “uzun 31 Mart” olarak tanımladığı AKP diktatörlüğünün sonunu, 1909 31 Martı’nın başladığı yerde, “Taksim Topçu Kışlası”nın olduğu meydanda ilan etmiştir. Yine ne şaşırtıcı rastlantıdır; bu gerici isyanın başladığı kışlayı, aynı yerde yeniden inşa etme girişimine karşı direnişle ayaklanmanın ilk kıvılcımı yakılmıştır. AKP diktatörlüğü, 31 Mart’ın tarihsel simgesini kurmak isterken, 31 Mayıs Ayaklanmasının yıldırımıyla çarpılmıştır. Ülkeyi otuz yıldır boğan karanlığa bir şimşek çakarak, meydanları geri alan halk, elbette, ülkeyi hürriyete kavuşturacak bir iktidarı kurmayı da başaracaktır.
31 Mayıs’ı yaratanların büyük çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Bu umudu daha da büyüten bir niteliktir. 31 Mayıs, toplumsal bilinci yüksek, AKP yalanlarının içyüzünü bilen toplumsal kesimlerin eseridir. Bu hareket, yaklaşık bir yıldır kitlesel nitelik kazanan Cumhuriyet savaşımının birikim ve taşıyıcılarını içermekle birlikte, çok daha geniş ve kapsayıcı nitelikledir. Otuz yıldır ezilmeye çalışılan sosyalist hareketimiz de bu büyük halk hareketinin belirleyici bir gücü olmuştur.
Üç gündür, yeni bir Türkiye vardır. Bu yeni Türkiye’ye kuran halkın iktidarının ilk gününde, alınacak ilk kararlardan biri, 3. Boğaz Köprüsü inşaatının durdurulması ve iptal edilmesi olmalıdır. İstanbul’u sermaye cehennemine çeviren ve daha da çevirecek 3. Havaalanı inşaatı da derhal durdurulmalıdır. Şairlerine layık bir halka layık 31 Mayıs İstanbul’u, bunu yapacaktır.
İlk dakikada yapılacak işlerden birinin, Silivri zindanlarını boşaltmak, oradaki tutsak aydınlarımızı hürriyete kavuşturmak olduğunu nasıl unuturum. Silivri ve bütün hapishaneleri, güzelim gençlerimiz, dünya güzeli kadınlarımız, dünyanın yükü omuzlarında emekçi kardeşlerimiz için, İstanbul ve bütün Türkiye’yi son birkaç gündür, Hitler’den bile pervasız bir gaz odasına çeviren asıl suçlulara açmak için, acilen boşaltmak gerekiyor.

Hiç yorum yok: