Geçtiğimiz Pazar günü başladığımız Kur’an çalışmasına kaldığımız yerden devam ediyoruz.
(Bu bölümü doğru anlayabilmek için, önceki Pazar günü hazırladığım bölümü okumanız gereklidir. Eğer okumadıysanız, www.aydinlikgazete.com sitesinden okuyabilirsiniz...)
Alak Suresi için, Hz.Peygamberin topluma deklare etmediği, doğrudan vahyin muhataplarını hedef alan, Peygamberin eğitim sürecini yansıtan bir sure olduğunu ifade etmiştik. Alak suresi, ilk tespit, teşhis ve tedavi yöntemini öneriyor.
O insanı “alak”tan yarattı. Yani sevgi-ilgiden yarattı.
Yaratma kelimesi, ahlaklandırma anlamına gelir. Halaka fiili, ahlak kelimesinin de köküdür. İnsanın sevgiden yaratılmış olması, sevgisiz bir kişinin henüz insani evrimini tamamlayamadığı manasına gelir. Yani insan olmanın ön koşulu sevgidir.
Alak Suresi’nin ilk 6 ayeti, ana hastalığı tespit eder.
“İnsan mutlaka azar, servet ve mülkiyeti çoğaldıkça diğerlerine ihtiyaç duymaz hale geldiğinden...”
Kur’an bu tespit ile başlıyor. İnsanın neden azıttığını, neden zulmettiğini, neden diğerlerine zarar verdiğini ilan ediyor. Bu nedeni (servet ve mülkiyet) ortaya koyup, bu neden ekseninde bir takım çözümlemeler yapılmasını öneriyor.
Ve devam ediyor...
Ayet - O adama dikkat et! İnsanları paylaşmaktan, bölüşmekten, iyilikten men eden adama...
Farkında bile değil, ya o iyilik yapan doğru yoldaysa diye...
Kötülükten uzak durmayı önermesini kötüymüş gibi algılıyor!
İyilik yapan kişi, kötü işler yaptığında mı iyi olacak?
O engelleyen adam, Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu? Neden böyle işler yapıyor?
Evet! Kesinlikle o adam yaptıklarının karşılığını görecek. Yaptıklarından dolayı, aynısı onun başına gelecek. Ve başka birileri de ona zarar verecek!
O zaman destekçilerinin tamamını çağırsın.
Biz de ‘’onun egosunu, bencilliğini yüzüne vuran, ondan hesap soran bir nesil inşa edeceğiz.’’
Sen sakın onu dinleme. İyiliğe yönel ve yaklaş!
Ayet yanlış çevriliyor
Müteakip ayette, “iyilikten men eden adam” ibaresi, salat kelimesine karşılık gelir. Bir çok mealde, “namazdan alıkoyan kişi” diye çevrilen bu ayet, tamamen yanlış çevrilmektedir.
Çünkü bu ayet, Kur’an’ın ilk ayetlerindendir. Henüz bir NAMAZ emri söz konusu değildir. Namaz emri, nasıl kılınacağı, ne yapılacağı, ibadet, ritüel gibi hiçbir emir henüz verilmemiştir. Kim, kimi nasıl bir namazdan alıkoyacak? Bu hangi mantıkla bu şekilde çevriliyor? Bu ayeti çevirenler, orada “namazdan alıkoyan kişi” ibaresi koyarken, hiç mi vicdanları sızlamıyor?
Bazı cahil, zorba, yoz çevreler; bu ayette geçen “salat” kelimesinin “namaz” manasına gelemeyeceğini, Kur’an’da salat kelimesi eğer “güneşin hareketleri ile anılırsa” namaz olabileceğini ifade ettiğimizde bizi namaz düşmanlığı ile etiketliyor. Fakat, bu mantık yoksunu kişiler, henüz hiçbir ibadeti içermeyen, “kitabın İLK SURESİNDE geçen bir kelimeye” henüz emredilmemiş bir ibadeti yükleyerek, garipleşebiliyorlar.
‘Salat’ kelimesi ‘desteklemek’ demektir
İlgili ayette geçen “salat” kelimesi, “desteklemek” manasına gelir.
Allah’ın davasını desteklemek, halkı desteklemek, destekleşmek, sosyal dayanışma, birlik olmak gibi manalar içerir. Bu yönüyle salattan alıkoyan kişi, birlikten, destekleşmeden, dayanışmadan alıkoyan kişidir.
İşte sure bu kişileri hedef alıyor. Bu kişilerin, müstağni olduğunu söylüyor. Yani, serveti kenz edip, diğer insanları yalnızlaştıran kişilik.
Evet, gerçekten de bu tespit haklıdır. Bugün de, salat’tan alıkoyanların tümü “kenzodur.” Mal toplayan, servet biriktiren, bu yönüyle insanların bir kısmını ötekileştiren bir takım kimselerdir. Ve yeryüzünde ki zulmün elebaşları bunlardır...! (Devam edeceğiz)
Son Güncelleme: Pazartesi, 19 Kasım 2012 19:08
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder